Edebiyat Evreni-Seçme Yazılar

5/7/2007 - YAĞMUR-Nurulah GENÇ'ten...

Kategori: SIIRLER

       YAĞMUR

Vareden’in adiyla insanliga inen nur

Bir gece yansiyinca kente Sibir dagindan

Topragi kirlerinden arindirir bir Yagmur

Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudagindan

Rahmet vadilerinden bosanir ab-i hayat

En müstesna dogusa hamiledir kainat

Yillardir bozbulanik sulari yudumladim

Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsallari

Yagmur, seni bekleyen bir tas da ben olsaydim

Hasretin alev alev içime bir an düstü

Degisti hayal kösküm, gözümde viran düstü

Sonsuzluk çiçeklerle donandi yüregimde

Yagmalanmis ruhuma yeni bir devran düstü

Ihtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’nin

Gökyüzü dalgalanir ipekten kanatlarla

Mehtabini düslerken o mühür sahibinin

Sarsilir Ebu Kubeys kovulmus feryatlarla

Evlerin anasina dikilir yesil bayrak

Yeryüzü avaredir, yapayalniz ve kurak

Zaman, ayaklarimda tükendi adim adim

Heyula, bir dag gibi ördü rüyalarimi

Çölde seni özleyen bir kus da ben olsaydim

Yagmur, gülsenimize sensiz, baldiran düstü

Düsmanlik içimizde; dostluklar yaban düstü

Yenilgi, ilmek ilmek dügümlendi tarihe

Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düstü

Bir güzide mektuptur, çaglarin ötesinden

Ulasir intizarin yaldizli sabahina

Yayilir o en büyük mustu, pazartesinden

Beyazlik dokunmustur gecenin siyahina

Susuzluktan dudagi çatlayan gönüllerin

Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnizliga gün saydim

Bir cezir yasadim ki, yasanmamis, mazide

Dokundugun küçük bir nakista ben olsaydim

Sensiz, kaldirimlara nice güzel can düstü

Yarilan gögsümüzden umutlar bican düstü

Yagmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin

En son, avucumuzdan inci ve mercan düstü

Melekler sagnak sagnak gülümser maveradan

Gümüs ibrik tasiyan zümrüt gagali kuslar

Mutluluk nagmeleri isitirler Hira’dan

Bir devrim korkusuyla halkalanir yokuslar

Bir bebegin secdeye uzanirken elleri

Paramparça, atesler sahinin hayalleri

Keske bir gölge kadar yakininda dursaydim

O mücella çehreni izleseydim ebedi

Sana sirilsiklam bir bakis da ben olsaydim

Sarardi yesil yaprak; dal koptu; fidan düstü

Baykusa çifte yali; bülbüle zindan düstü

Katil sinekler deldi hicabin perdesini

Istiklal boslugunda arilan nadan düstü

Dolasan ben olsaydim Save’nin damarinda

Tablosunu yapardim yikilan her kulenin

Ebedi aska giden esrarli yollarinda

Senden bir kivilcimin, süreyya bir sulenin

Tarasaydim bengisu fiskiran kakülünü

On asirlik ocagin savururdum külünü

Bazen kendine asik deli bir firtinaydim

Firtinalar önünde bazen bir kuru yaprak

Ugrunda koparilan bir bas da ben olsaydim

Sensizlik depremiyle hanci düstü; han düstü

Mazluma sürgün evi; zalime cihan düstü

Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara

Bir bela tünelinde agir imtihan düstü

Badiye yaylasinda koklasaydim izini

Kefenimi biçseydi Ebva’da esen rüzgar

Seninle yikasaydim acilar dehlizini

Ne kaderi suçlamak kalirdi, ne intihar

Üstüne piril piril damladigin bir kaya

Bir hurma çekirdegi tercihimdir dünyaya

Suskunluga dönüstü sokaklarda feryadim

Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu

Bahira’dan süzülen bir yas da ben olsaydim

Haritanin en beyaz noktasina kan düstü

Kirildi adaletin kilici; kalkan düstü

Mahkumlar yargiliyor; hakimler mahkum simdi

Haklarin temeline sanki bir volkan düstü

Firakinla kavrulur çölde kum taneleri

Ahularin içinde sevdan akkor gibidir

Erdemin, bereketin doldurur haneleri

Sensiz hayat topragin sirtinda ur gibidir

Semsiyesi altinda yürürsün bulutlarin

Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatlarin

Devlerin esrarini aynalara sorsaydim

Çözülürdü zihnimde buzlanmis düsünceler

Oksadigin bir parça kumas da ben olsaydim

Sensiz, tutundugumuz dallardan yilan düstü

Ilkin karardi yollar, sonra heyelan düstü

Güvenilen daglara kar yagdi birer birer

Sensizlik diyarindan püsküllü yalan düstü

Yagmur, duysam içimin göklerinden sesini

Yagarsin; taslar bile yemyesil filizlenir

Yildirimlar parçalar çirkefin gövdesini

Sel gider ve zulmetin çöplügü temizlenir

Yagmur, bir gün kurtulup çagin kundaklarindan

Alsam, ölümsüzlügü billur dudaklarindan

Madeni arzularin ardinda seyre daldim

Küflü bir manzaranin çürüyen güllerini

Senin için görülen bir düs de ben olsaydim

Sehirler kabus dolu; köylere duman düstü

Tersine döndü hersey sanki: asuman düstü

Kirik bir kayik kaldi elimizde; hayali

Hazindir ki, dertleri asmaya umman düstü

Ayriligin bagrimda büyüyen bir yaradir

Seni hissetmeyen kalp, kapisiz zindan olur

Sensiz dogrular egri; beyaz bile karadir

Sesini duymayanlar girdabinda bogulur

Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin

Saskinliga açilir gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardinda hep kendimi aradim

Bir melal zincirine takildi parmaklarim

Yeryüzünde seni bir görmüs de ben olsaydim

Sensiz, ufuklarima yalanci bir tan düstü

Sensiz, kitalar boyu uzayan vatan düstü

Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül

Yüzyillardir dorukta bekleyen sultan düstü

Ay gibisin; günesler parliyor gözlerinde

Senin tutkunla mecnun geziyor günes ve ay

Her damla bir yildizi süslüyor göklerinde

Sümeyra’yi ariyor her damlada bir saray

Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin

Mekanin firçasinda solmayan resim senin

Yagmur, birgün elimi ellerinde bulsaydim

Güzellik sahikasi gülümserdi yüzüme

Senin visalinle bir gülmüs de ben olsaydim

Tavani çöktü askin; duvarlar üryan düstü

Toplumun gündemine koyu bir isyan düstü

Iniltiler geliyor dogudan ve batidan

Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düstü

Islakligi sanadir ahimin, efganimin

Içimde hicraninla tutusuyor nagmeler

Sendendir eskimeyen cevheri efkarimin

Nazarin ok misali karanliklari deler

Bu degirmen seninle dönüyor; ahenk senin

Renkleri birbirinden ayiran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldi adim

Kapaniyor yüzüme aralanan kapilar

Sana hicret eden bir kureys de ben olsaydim

Yagmur, sayriligima seninle derman düstü

Beynimin merkezine ölümsüz ferman düstü

Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün

Bir dönüm noktasinda aklima Rahman düstü

Nefesinle yeniden çizilecek desenler

Çehreler yepyeni bir degisim geçirecek

Aydinliga nurunla kavusacak mahzenler

Anneler çocuklara hep seni içirecek

Yagmur, seninle biter susuzlugu evrenin

Sana mü’mindir sema; sana muhtaçtir zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydim

Batili yikmak için kusandigin kilicin

Kabzasinda bir dirhem gümüs de ben olsaydim

Kardesler arasina heyhat, sui-zan düstü

Zedelendi sagduyu; körlesen iz’an düstü

Sarkisiyla yasadik yillar yili baharin

Insanlik bahçemize sensizlik hazan düstü

Yagmur, seni bekleyen bir tas da ben olsaydim

Çölde seni özleyen bir kus da ben olsaydim

Dokundugun küçük bir nakis da ben olsaydim

Sana sirilsiklam bir bakis da ben olsaydim

Ugrunda koparilan bir bas da ben olsaydim

Bahira’dan süzülen bir yas da ben olsaydim

Oksadigin bir parça kumas da ben olsaydim

Senin için görülen bir düs de ben olsaydim

Yeryüzünde seni bir görmüs de ben olsaydim

Senin visalinle bir gülmüs de ben olsaydim

Sana hicret eden bir kureys de ben olsaydim

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydim

Batili yikmak için kusandigin kilicin

Kabzasinda bir dirhem gümüs de ben olsaydim

 

Nurullah Genç

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/6/2007 - DOKTOR BEY-Şiir

Kategori: SIIRLER
DOKTOR BEEYYY

Verdiğin perhize budur gayratım
Bundan başka uyamayom doktor bey
Üç sepet yımırta sabah kahvaltım
Teker teker sayamayom
doktor bey

İki leğen pilav bir yayık ayran
İster yağlı ossun ister yavan
Yanına keseyom beş kilo soğan
Yeyom yeyom doyameyom
doktor bey

Üç tencere bamya yirim bişince
Yirmi tas su içip biraz koşunca
Her yanım sökülür karnım şişince
Sağlam göynek giyemeyom
doktor bey

Şimdiye acımdan çoktan ölürdüm
Sağ olsun komşular ediyor yardım
Bir kuzudan fazla yimem söz verdim
Ayıp olur cayameyom
doktor bey

Bazı az geliyor beş kasa hurma
Yedi lahanadan yapıyom sarma
Onudamı yedin deye heç sorma
Utaneyom deyemeyom
doktor bey

Günde iki çuval unum gideyo
Avradım hersabah ekmek edeyo
Bir kazan fasülye gönüllü ye deyo
Arttırmaya kıyameyom
doktor bey

Senede kırk dönüm bostan ekerim
Benden başka kimse yemesin derim
Kavunu karpuzu soymadan yerim
Acelemden soyameyom
doktor bey

Bilmem kara Mehmet nereye gideyo
Buyumuş kıymatım buyumuş gader
Bir günde yediğim hepsi bu kader
Daha fazla yeyemeyom
doktor bey
Daha fazla yeyemeyom
doktor bey

Abdurrahim KARAKOÇ
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/6/2007 - Olmak İsterdim-Şiir

Kategori: SIIRLER
 
OLMAK ISTERDIM

Dalga olmak isterdim,
Zalimin sacindan tutup kayaya vurmak icin
Ruzgar olmak isterdim
ALLAH"in kitabina dil uzatanlari savurmak icin
Gunduz olmak isterdim
Munafigin cirkin yuzunu gostermek icin
Gece olmak isterdim
Seher vakti muminin duasini dinlemek icin
Cag olmak isterdim
Tagutlarin sonunu gormek icin
Sas olmak isterdim
Muslumana yapilani gormememk icin
Isik olmak isterdim
Insanlara oerini gostermek icin
Kasik olmak isterdim
Yoksulun agzina sicak bir corba goturmek icin
Bicak olmak isterdim
ALLAH"a ve resulune uzanan dili kesmek icin
Sacak olmak isterdim
Zalimin kafasini ok gibi dusmek icin
Bulut olmak isterdim
Isterdim icimi insanlara dokmek icin
Nehir olmak isterdim
Firavunlari bogmak icin
Ibrahim olmak isterdim
Zamanin Nemrutlarina baskaldirmak icin
Yagmur olmak isterdim
Hainlerin yuzune tukurmek icin

(?)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/4/2007 - DOST MATEMATİKSEL OLMALI-MEVLANA'DAN

Kategori: SIIRLER
DOST MATEMATİKSEL OLMALI :

 Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
Evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...
Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

Mevlana



 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/7/2006 - PAPATYANIN AŞKI

Kategori: SIIRLER
PAPATYANIN AŞKI
 
Koskoca bir bahçede
Demetler içinde bir papatya.
Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş
Ak sakallı bahçıvana...
Bir ümit bekliyormuş.
Yüzlerce çiçeğin arasından
Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini.
Buz gibi suyunu
Sadece ona döksün istiyormuş...
Sadece ona değsin makası,
Sadece ona gülsün dudakları.
Kıskanıyormuş bahçıvanı
Kırmızı güllerden,
Sarı lalelerden,
Mor menekşelerden.
Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,
Bembeyaz yapraklarını...

Bir gün,
Aşkı öyle büyümüş ki,
Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.
Eğilivermiş boynu.
Toprağa bakıyormuş artık.
Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş
Ayaklarını görüyormuş.
Bunada sükür diyormus.
Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.
Zaman akıp gidiyormuş.
Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.
Ne var sanki boynumu kaldırsa
Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.
Yanıp tutuşuyormuş...

Ve işte bir gün..
Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.
İncecik bedenini ellerinin arasına almış.
Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş
Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.
Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.
Hâlâ göremiyormuş onu,
Ama bedeni kurtulmuş.
Uzun bir müddet sonra,
Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.
Gelen giden yokmuş...

Kahrından ölecekmiş papatya.
Ama işte bir sabah,
Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.
Derin bir oh çekmiş.
Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.
Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.
Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.
Başka birisiymiş.
Adamın elinde bir de makas varmış.
Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.
Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.
Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış...
Ama gövden seni taşımıyor demiş.
Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış
Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.

Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini,
O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.
Bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş,
Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.
O, her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.
Belki, ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş,
Ama onu asluında hep sevmiş.
Papatya anlamış artık.
Sevgi; emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini,
Teşekkür etmiş ona içinden..
Son yaprağı da kuruduğunda,
Biliyormuş artık...
Gerçek sevginin, söylemeden,
Yaşamadan ve asla kavuşmadan
Varolabileceğini...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kategoriler

Arkadaşlarım